2026-04-28

Mezunlarımızın başarı hikayeleri 4


Kendi yolunu bulan bir mezunun şekillenme hikâyesi

Bazı insanların hayat yolu sadece seçtikleri meslekle değil, hangi ortamda yetiştikleriyle de belirleniyor. Kırgızistan -Türkiye Manas Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 2011 mezunu ve bugün Azattık Radyosu yöneticisi olan Bakıt Asanov da bu isimler arasında yer alıyor. Onun öğrencilik yıllarından bugüne uzanan hikâyesi sürekli arayışın, pratiğin, sorumluluğun ve özgüvenin bir sonucu olarak dikkat çekiyor.

“Manas bilinçli bir tercih oldu”

Bakıt Asanov, okul yıllarından itibaren sosyal ve beşerî bilimlere olan ilgisiyle öne çıktı. O dönemlerde gazeteci ya da avukat olmayı hayal eden Asanov, zaman geçtikçe rotasını tamamen gazeteciliğe çevirdi.

Onun için üniversite seçimi, bir diploma sahibi almaktan öte, kaliteli eğitim ve gelişime açık bir çevre bulmak demekti. Manas Üniversitesi’nin sunduğu modern teknik altyapı, eğitim sistemi ve çağın gerekliliklerine cevap veren olanaklarını araştırarak, bilinçli bir kararla İletişim Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. Ayrıca akrabalarının birinin bu üniversitede okuması ve üniversiteye dair aldığı olumlu referanslar, bu kararını daha da pekiştirdi.

Özellikle yurt imkânlarına değinen Asanov, bu durumun kendisi gibi Bişkek dışındaki bölgelerden gelen öğrenciler için çok büyük bir destek olduğunu vurguluyor. Yurtta geçen beş yılın, öğrencilik hayatının her aşamasını deneyimlemesine ve sosyal bir çevre edinmesine büyük katkı sağladığını belirtiyor. Bununla birlikte, Türkçe öğrenme fırsatını da ayrı bir yere koyan Asanov: "Bu sadece bir dil öğrenmek değil, yeni bir dünyaya kapı açmak oldu," diyerek eğitimin kendisine kattığı vizyonu özetliyor.

“Manas, öğrencilerine kendilerine saygıyı öğretiyor”

Asanov, kendini klasik bir öğrenci olarak tanımlıyor ve beş yılını kampüs ile yurtta geçirdiğini belirtiyor. Bu dönemin yalnızca derslerle sınırlı kalmadığını, sosyal faaliyetlerle de dolu geçtiğini; üniversite radyosunda görev aldığını, Öğrenci Konseyi üyeliği yaptığını ve fakültedeki Gazete Manas’ın editörlüğünü üstlendiğini söylüyor.

Asanov’a göre, üniversitedeki akademik dürüstlük, fikir özgürlüğü ve hocalarla kurulan eşitlikçi ilişki, onda özsaygı ve öz değer duygularını geliştirdi. Bu dönemi, bir birey olarak şekillenmesindeki en kritik aşama olarak gören Asanov, okulun saygıya dayalı özgür atmosferini şu sözlerle anlatıyor: "Hocalar ve öğrenciler arasındaki ilişki sadece resmiyet üzerine değil, insani bir temelde kurulmuştu. Fikirlerinizi açıkça söyleyebilir, tartışabilir ve soru sorabilirdiniz, bu büyük bir imkandı. Bu nitelikler, daha sonra hem profesyonel hem de özel hayatımda en önemli rehberim oldu."

Geçmişe dönüp baktığında kararının net olduğunu belirten Asanov, "Zamanı geri çevirme şansım olsaydı, hiç düşünmeden yine Manas’ı seçerdim. Çünkü o dönemki sosyal durumum, dünya görüşüm ve değerlerim beni doğrudan bu okula yönlendirirdi," diyor. Kendi seçimine duyduğu sadakati vurgularken, bugünkü tecrübesiyle eğitim sürecine dair küçük bir özeleştiri de ekliyor. Tekrar öğrenci olsa zamanı daha verimli kullanmak, sunulan imkânlardan sonuna kadar faydalanmak, İngilizce ve Almanca gibi dilleri daha derinlemesine öğrenmek ve sosyal çevrede daha da aktif olmak istediğini dile getiriyor.

“Mezun olduktan sonra iş ararım düşüncesi büyük hata”

Bakıt Asanov’a göre, üniversite hayatının üçüncü yılı mesleki yolculuğundaki asıl kırılma noktası oldu. Bu dönemden itibaren teorik bilgilerini gerçek medya ortamıyla birleştirmeye başlayan Asanov, çeşitli gazete ve haber siteleriyle iş birliği yapmaya başladı. Üniversite radyosundaki çalışmalarının, teknolojinin dilini çözmesine, mikrofon kullanımı, canlı yayın kültürü ve montajın inceliklerini kavramasına zemin hazırladığını belirtiyor. Gazete Manas’taki editörlük tecrübesi ise ona metin mantığını, bilgi sunma yöntemlerini ve editoryal sorumluluğu öğretti.

"Manas bana sağlam bir temel oldu, mezun olduğumuzda profesyonel birer uzman olarak hazırdık," diyen Asanov, günümüz öğrencilerine önemli bir çağrıda bulunuyor. "Okul bitince iş ararım" şeklindeki eski anlayıştan kurtulmak gerektiğini savunan deneyimli gazeteci, imkânların açık olduğu öğrencilik yıllarında eğitimle hayatıyla çalışmayı birlikte yürütmeyi öneriyor. Asanov’a göre, henüz öğrenciyken iş piyasasını araştırmak, eğitimlere katılmak ve yarı zamanlı çalışmak, gerçek hayata erken uyum sağlamaya ve sorumluluk bilinci geliştirmeye yardımcı oluyor. Bu yöntem, dersleri aksatmadan gelecekteki profesyonel hayata alışmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor.

Devlet tecrübesiyle saha deneyimini birleşti

Bakıt Asanov’un çalışma hayatı, 2011 yılında mezuniyetinin hemen ardından Azattık’ta başlarken, sergilediği profesyonellik kısa sürede devlet düzeyinde de karşılık buldu. 2015 yılında dönemin Başbakanı Temir Sariyev’in baş kâtibi olarak atanan Asanov, bu sayede devlet yönetiminin mutfağını yakından tanıma fırsatı elde etti. Bu deneyimin kendisi için büyük bir okul olduğunu belirten Asanov, süreci şu sözlerle özetliyor: “Gazeteci olmak farklı bir şey, ancak hükümetin içinde neler olup bittiğini bizzat görmek, süreçleri derinden anlamamı sağladı ve geniş bir iletişim ağı (networking) kurma imkânı verdi.” Asanov’un bu görevde kazandığı tecrübe, daha sonra medya sektörüne geri döndüğünde haber kaynaklarıyla çok daha etkili bir iletişim kurmasını sağladı.

Asanov’un siyasi ve toplumsal konulara olan ilgisi, henüz üniversite yıllarında şekillenmişti. Manas’ta eğitim gördüğü dönemde gençlik politikaları, dil meseleleri ve güncel toplumsal konuları işleyerek mesleki anlamda yetkinlik kazandı. Hem sahadaki hem de devlet yönetimindeki bu çok yönlü deneyim, 2022 yılında Azattık Radyosu’nun direktörlük koltuğuna seçilmesinde en önemli basamak oldu. Bugün Bakıt Asanov, devlet yönetiminin inceliklerini bilen ve gazetecilik ilkelerine sadık kalan bir yönetici olarak medya alanındaki çalışmalarını sürdürüyor.

“Geleceğin medyasında sadece bilgili ve kendine güvenenler öne çıkacak”

Bakıt Asanov, medya sektörünün son 15 yılda teknolojik gelişmelerle birlikte köklü bir değişimden geçtiğini belirtiyor. Hızla ilerleyen teknoloji, gazetecilikteki rekabeti yeni bir boyuta taşıdı. Artık gazeteciler meslektaşlarının yanı sıra yapay zekâ teknolojileriyle de yarışmak zorunda kalıyor. Ona göre bu dijital dönüşüm, sektör genelinde bir daralmayı beraberinde getirirken, haber merkezlerindeki kadroların küçülmesine neden oldu, olmaya da devam edecek.

Yüksek stres ve büyük sorumluluk gerektiren bu yeni medya düzeninde, ayakta kalmanın şartları da ağırlaştı. Asanov’a göre, zorlu piyasa koşullarında fark yaratabilmek için artık sadece teknik bilgi yeterli değil, güçlü bir bilgi birikimi ve sarsılmaz bir özgüven, profesyonel başarıda belirleyici rol oynuyor.

Dijital okuryazarlık çağın gereği

Modern iş piyasasında yer edinebilmek için genç uzmanların maksimum düzeyde esnek ve evrensel bir donanıma sahip olmaları gerekiyor. Bakıt Asanova’a göre, geçmişte okuma yazma bilmeyenler cahil sayılırken, bugün modern trendleri ve teknoloji dilini bilmeyenler aynı durumla karşı karşıya kalıyor. Teknolojiyle arasına mesafe koyanların sadece iş piyasasının değil, toplumun da dışında kalacağı uyarısında bulunan Asanov, özellikle dil öğreniminin önemine dikkat çekiyor.

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi öğrencilerinin halihazırda bildiği Kırgızca, Rusça ve Türkçe dillerine ek olarak yabancı diller öğrenmesinin, bilgiyi çok yönlü analiz etme imkânı sunduğunu belirtiyor. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, yapay zekânın insanın dil sezgisini ve analitik düşünme yeteneğini tam anlamıyla ikame edemeyeceğini savunan Asanov, asıl meselenin teknolojiyi sadece kullanan değil, ona hükmedebilen bir uzman haline gelmek olduğunu vurguluyor. Genç uzmanlara eğitimi sadece derslerle sınırlı tutmamalarını tavsiye eden Asanov, her gün yeni bir şeyler öğrenmeyi, temel bilgileri sürekli güncellemeyi ve değişimlere açık olmayı başarının vazgeçilmez şartları olarak tanımlıyor.

“Doğru ortamda yetiştiğim için gurur duyuyorum”

Bakıt Asanov, mesleki başarısında eğitimin yanı sıra öğrenciyken kurulan bağların ve içinde bulunulan çevrenin rolünü özel bir vurguyla dile getiriyor. İnsanın kişisel ve profesyonel gelişiminde sadece bilginin değil, etrafındaki insanların, soluduğu atmosferin ve o çevrenin ürettiği değerlerin belirleyici olduğunu ifade ediyor.

Asanov’un üniversite yıllarındaki yol arkadaşları olan Kasım Kubatbekov, Cibek Begaliyeva, Aziza Kultayeva ve Ayganış Abdrayeva, bugün farklı sektörlerde yerini almış başarılı isimler olarak dikkat çekiyor. Her birinin kendi alanında uzmanlaşmasını, her birinin bireysel çabalarının yanı sıra, o dönemki nitelikli arkadaş çevresinin bir sonucu olarak gören Asanov, bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Grubumuzun her üyesi kendi işinin en iyisi oldu. Böylesine bir çevrede yetiştiğim ve üniversitemiz bize bu fırsatı sunduğu için gurur duyuyorum."

Yıllar geçse de kopmayan bu öğrenci dostlukları, bugün yerini güçlü profesyonel iş birliklerine bırakmış durumda. Üniversitede kurulan bu bağların bir diğer dikkat çekici yanı ise hoca-öğrenci ilişkisinin zamanla geçirdiği dönüşüm. Bakıt Asanov, bir dönem derslerini takip ettiği hocalarıyla bugün birer meslektaş olarak fikir alışverişinde bulunuyor, hatta ortak projeler yürütüyor. Örneğin, geçmişte ustası olan Öğretim görevlisi Dr. Bakıt Orunbekov ile bugün birer meslektaş olarak yan yana çalışan Asanov, birbirlerinden tavsiye alarak farklı konular üzerinde tartışabiliyorlar. Bu tablo, eğitim sürecinin sadece diplomadan ibaret olmadığını, ömür boyu süren akademik ve profesyonel bir sürekliliğin somut örneği olduğunu kanıtlıyor.

“Ne iş yaparsan yap, ama en iyisini yap”

Bakıt Asanov için başarı, sadece işgal edilen bir makam ya da tırmanılan kariyer basamaklarından ibaret değil. O, mesleki yetkinlikten önce insani değerlerin gelmesi gerektiğine inanıyor. “Hangi mesleğe sahip olursa olsun, her birey kendi çocuğuna iyi bir gelecek ve terbiye vermek ister. Benim için de temel gaye, iyi bir baba, iyi bir insan ve toplumun onurlu bir ferdi olabilmektir,” diyerek hayat önceliklerini özetliyor.

Asanov’un hem profesyonel hem de özel yaşamındaki en büyük pusulası, üniversitedeki hocasının şu sözleri: “Ne iş yaparsan yap, ama en iyisini yap.” Öğrencilik yıllarında bu nasihatin derinliğini tam olarak kavrayamadığını belirten Asanov, zaman geçtikçe ve tecrübe kazandıkça bu sözün anlamını daha iyi kavradığını dile getiriyor. Bugün hangi pozisyonda çalışırsa çalışsın, yaptığı her işe azami titizlikle yaklaşmak ve yüksek sorumluluk bilinciyle hareket etmek, Asanov’un vazgeçilmez temel prensibi olmaya devam ediyor.