Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde, “Kırgız Cumhuriyeti Yolsuzlukla Mücadele Bilgi Politikası Programının İfa Edilmesine Yönelik Çalışma Programı” kapsamında akademisyenler, idari personel ve öğrencilerin katılımıyla farkındalık semineri düzenlendi. Rektörlük Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda, yolsuzlukla mücadelenin toplumsal, kurumsal ve etik boyutları ele alındı.
İbrayev: “Eğitimde Şeffaflık, Toplumun Geleceğini Korumanın Temelidir”
Programda KTMÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Almaz İbrayev, yolsuzluğun yalnızca belirli alanları değil, devletlerin geleceğini ve toplumların güven duygusunu tehdit eden ciddi bir sorun olduğunu vurguladı. Son yıllarda Kırgızistan’da bu konuda önemli adımlar atıldığını belirten İbrayev, özellikle eğitim alanında şeffaflığın korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Prof. Dr. İbrayev, “Yolsuzluk nerede olursa olsun büyük bir tehlike ve toplumsal bir hastalıktır. Özellikle eğitim alanında ortaya çıkan yolsuzluk, kaliteyi ortadan kaldırır. Kalitenin olmadığı yerde ise sağlıklı sonuçlardan söz etmek mümkün değildir. Eğitim sistemini zayıflatan her unsur, toplumun geleceğini de zayıflatır.” ifadelerini kullandı. Manas Üniversitesi’nin şeffaflık ve etik ilkeler doğrultusunda eğitim faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten İbrayev, üniversitede bugüne kadar herhangi bir yolsuzluk vakasının yaşanmadığını ifade ederek, “Temiz ve güvenilir bir eğitim ortamını korumak adına aynı hassasiyetle çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Mukanova: “Yolsuzlukla Mücadelede Stratejik ve Bilimsel Yaklaşım Şart”
Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Yolsuzlukla Mücadele İş Konseyi Genel Sekreteri Nuryupa Mukanova, konseyin 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulduğunu belirterek, 2021-2022 yıllarında üniversiteler, devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanının talimatıyla hazırlanan “2025-2030 Devlet Yolsuzlukla Mücadele Stratejisi”nin 5 Haziran 2024 tarihinde kabul edildiğini hatırlatan Mukanova, söz konusu stratejinin bugün aktif biçimde uygulandığını söyledi.
Mukanova, “Yolsuzluk Risklerini, Nedenlerini ve Önleme Mekanizmalarının Etkinliğini Değerlendirme” başlıklı sunumunda, yolsuzlukla mücadelede bilimsel veri temelli yaklaşımın önemine dikkat çekti. Yapılan araştırmaların; yolsuzluğun nasıl ölçüleceği, değerlendirme sistemlerinin hangi kriterlere göre oluşturulacağı, elde edilen sonuçların kamuoyuna nasıl aktarılacağı ve toplumsal farkındalık çalışmalarının nasıl yürütüleceği amacıyla hazırlandığını belirtti. Gerçekleştirilen araştırmaların farklı toplumsal kesimleri kapsadığını ifade eden Mukanova, ilk çalışmanın devlet kurumlarında görev yapan kamu personeline, ikinci çalışmanın sivil toplum kuruluşlarına, üçüncü çalışmanın ise iş dünyasına yönelik gerçekleştirildiğini kaydetti. Seminerde ayrıca kamu kurumlarında yolsuzluğun ortaya çıkmasına neden olan unsurlar, kurumsal şeffaflığın güçlendirilmesi, liyakat esaslı yönetim anlayışı ve etik değerlerin kurumsal yapıya yerleştirilmesi konuları ele alındı.
Sosyal Psikoloji Perspektifiyle Yolsuzluk ve Etik Davranışlar Ele Alındı
Seminer kapsamında İstanbul Medipol Üniversitesi araştırmacılarından Dr. Taylan Yurtbakan tarafından “Sosyal Psikolojide Normlar ve Yolsuzlukla İlgili Tutumlar” başlıklı sunum gerçekleştirildi. Sunumda yolsuzluk olgusunun sosyal psikoloji perspektifinden değerlendirilerek, birey davranışlarının toplumsal normlar, liderlik anlayışı ve sosyal çevre tarafından nasıl şekillendiği ele alındı. Dr. Yurtbakan, toplumda “herkes yapıyor” algısının yaygınlaşmasının etik dışı davranışları normalleştirdiğini belirterek, yolsuzluğun yalnızca hukuki değil aynı zamanda psikolojik ve kültürel bir mesele olduğuna dikkat çekti. Tanımlayıcı sosyal normların bireylerin davranışlarını etkilediğini ifade eden Yurtbakan, rüşvet ve etik ihlallerin yaygın olduğuna dair algının, bireyleri benzer davranışlara yöneltebildiğini; buna karşılık etik davranışların öne çıkarıldığı kamu mesajlarının yolsuzluk eğilimini azaltabileceğini söyledi. Sunumda ayrıca liderliğin rolüne değinilerek, kurum yöneticilerinin yalnızca idari değil aynı zamanda etik davranış açısından da topluma örnek teşkil eden sosyal referans noktaları olduğu vurgulandı. Yolsuzluğu açık biçimde reddeden, etik standartları ön plana çıkaran liderlik anlayışının çalışanların davranışları üzerinde olumlu etkiler oluşturduğu ifade edildi. Eğitim alanındaki etik ihlallere de dikkat çekilen seminerde; torpil, liyakat yerine ilişkilere dayalı seçimler, not karşılığında çıkar beklentisi, akademik intihal, araştırma verilerinin manipülasyonu ve etik dışı davranışlara sessiz kalınması gibi uygulamaların eğitimde kaliteyi ve kurumsal güveni zedelediği belirtildi.
Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen seminerde, yolsuzlukla mücadelenin yalnızca hukuki yaptırımlarla değil; etik bilinç, toplumsal farkındalık, şeffaf yönetim anlayışı ve güçlü eğitim politikalarıyla mümkün olabileceği mesajı öne çıktı.