Kök Börü’de At ve Binicinin Görünmeyen Uyumu Bilimsel Verilerle İncelendi


  • 2026-08-24

Türk Dünyasının Kadim Sporu Kök Börü Bilimsel Verilerle Yeniden Okunuyor

Araştırma, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen araştırma, Kök Börü’de galibiyet ve mağlubiyetin at ile binici arasındaki fizyolojik ilişkiye nasıl yansıdığını ortaya koydu. Veterinary Medicine and Science dergisinde yayımlanan çalışma, geleneksel Türk dünyası sporlarından Kök Börü’yü modern veterinerlik, spor bilimi ve endokrinoloji yöntemleriyle inceleyerek, at ile binici arasındaki “görünmeyen ortaklığı” biyolojik veriler üzerinden değerlendirdi.

Kök Börü sahasında izleyicinin gördüğü şey hız, güç, denge ve mücadeledir. Ancak yarışmanın görünmeyen bir tarafı daha var: At ile binicinin organizması aynı yoğun rekabet ortamına nasıl tepki veriyor?

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi öncülüğünde farklı disiplinlerden araştırmacılar, bu sorunun peşine düşerek Kök Börü müsabakaları öncesinde ve sonrasında hem atların hem de binicilerin kanındaki stres hormonlarını, metabolik göstergeleri ve kan hücreleriyle ilgili parametreleri karşılaştırdı. Çalışma, özellikle takım halinde yapılan geleneksel atlı sporlarda at-binici fizyolojik ilişkisine dair literatürün oldukça sınırlı olduğu bir alana yeni veriler kazandırdı.

Aynı müsabaka, iki organizma

Araştırmaya Kök Börü Süper Ligi’nde mücadele eden dört takımın 3- 4 yaşındaki 40 Kırgız cinsi aygırı ile 20-25 yaş aralığında ve 70-80 kilogram ağırlığında 40 erkek binicisi dahil edildi. Tüm atların benzer bakım, beslenme ve antrenman koşullarına sahip olması, araştırmacılara daha kontrollü bir karşılaştırma olanağı sundu.

Kan örnekleri karşılaşmadan yaklaşık yarım saat önce ve müsabakanın bitiminden sonraki ilk 30 dakika içinde alındı. Böylece araştırmacılar, rekabet öncesindeki fizyolojik durum ile yoğun fiziksel ve psikolojik yük sonrasındaki tabloyu karşılaştırabildi.

Stresin biyolojik imzası arandı

Araştırmada at ve bincilerin rutin kan değerlerinin yanı sıra stres ve performansla ilişkili çok sayıda hormon eş zamanlı olarak incelendi.

Kortizol, ACTH, beta-endorfin, adrenalin, noradrenalin, T3 ve T4 düzeyleri türlere özgü ELISA testleriyle ölçüldü. Bunun yanı sıra alyuvar, akyuvar, hemoglobin, hematokrit ve trombositlerle ilişkili hematolojik göstergeler ile sodyum, potasyum, kreatinin, total protein, magnezyum ve kas metabolizmasıyla ilişkili çeşitli biyokimyasal parametreler analiz edildi.

Bu kapsamlı yaklaşımla araştırmacılar stres düzeyinin yanı sıra, at ile binicinin fizyolojik tepkileri birbirleriyle nasıl ilişkilendiğini de araştırdı.

Kaybeden Takımlarda Stres Daha Belirgin

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, kazanan ve kaybeden takımlarda at ile binicinin strese verdiği hormonal tepkilerin farklılaşması oldu.

Kazanan takımlarda, müsabaka öncesinde at ile binicinin stresle ilişkili hormonları arasında sınırlı bir bağlantı görülürken, karşılaşma sonrasında anlamlı bir hormonal ilişki saptanmadı. Kaybeden takımlarda ise tablo farklıydı. Müsabaka öncesinde stresle bağlantılı birçok hormonun birbiriyle daha belirgin ilişkiler gösterdiği görüldü.

Araştırmacılar, bu bulguların kaybeden takımlardaki at ve binicilerin karşılaşma öncesinde daha belirgin bir stres tepkisi yaşamış olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.

Kazanmak ya da kaybetmek kan tablosunu bütünüyle değiştirmiyor

Çalışmanın dikkat çekici bir başka sonucu ise galibiyet ve mağlubiyetin at ve binicilerin hematolojik ve biyokimyasal ilişkileri üzerinde beklenildiği kadar belirgin bir fark oluşturmaması oldu.

Araştırmacılar kazanan ekiplerin at ve binicilerinde karşılaşma öncesi ve sonrasında çeşitli pozitif ve negatif hematolojik ve biyokimyasal ilişkiler saptadı. Ancak genel değerlendirmede, kazanma veya kaybetme durumunun bu parametrelerin at-binici arasındaki korelasyonlarını anlamlı biçimde değiştirmediği sonucuna ulaşıldı.

Bu bulgu, Kök Börü gibi yüksek efor gerektiren bir sporda organizmanın verdiği yanıtın yalnızca skorla açıklanamayacağını gösteriyor. Fiziksel kondisyon, antrenman düzeyi, bireysel stres yanıtı ve at-binici ilişkisi gibi çok sayıda faktörün birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Kök Börü’de fizyolojik uyum da önemli

Atlı sporlarda performansın temelinde at ve binici arasında kurulan etkili ortaklık bulunuyor. Önceki araştırmalar, binicinin duygusal durumunun atın fizyolojik tepkilerini etkileyebildiğini ve insan davranışlarının atların uyarılma düzeyinde değişiklik oluşturabildiğini gösteriyor.

Yeni çalışma bu tartışmayı Kök Börü gibi takım halinde oynanan, yüksek fiziksel temas ve rekabet içeren geleneksel bir spora taşıyor.

Araştırmacılara göre elde edilen sonuçlar, hem atların hem de binicilerin yoğun fiziksel yük altında bağışıklık, metabolizma ve hormon sistemlerinde eş zamanlı değişimler yaşayabildiğini gösteriyor. Özellikle kazanan takımların müsabaka sonrası bazı biyokimyasal ilişkileri, yüksek yoğunluklu aktivite sonrasında kas ve metabolizma adaptasyonlarıyla bağlantılı olabilecek işaretler taşıyor.

Geleneksel spor modern laboratuvarda

Kök Börü, Kırgızistan, Kazakistan ve Orta Asya’nın diğer bölgelerinde köklü kültürel anlam taşıyan bir spor. Buna rağmen bilimsel literatürde Kök Börü üzerine yapılan çalışmaların büyük bölümü tarih, kültür ve sosyoloji alanlarında yoğunlaşıyor. At ile binicinin birlikte fizyolojik değerlendirilmesine yönelik çalışmalar ise oldukça sınırlı.

Bu nedenle çalışma, geleneksel bir sporun modern bilimsel yöntemlerle incelenmesi açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.

Araştırma, Kök Börü’yü kültürel bir miras olarak ele almanın ötesine geçerek onu spor fizyolojisi, veteriner hekimliği, endokrinoloji ve hayvan refahının kesiştiği bilimsel bir araştırma alanına taşıyor.

Araştırmanın verileri hayvan refahına da katkı sağlayabilir

Araştırmanın sonuçları, at refahı gibi spor performansının ötesinde önemli bir başka alana da uzanıyor. Yoğun rekabet sırasında atların stres tepkilerinin daha iyi anlaşılması, gelecekte antrenman yoğunluğunun daha doğru planlanmasına, aşırı yüklenmenin önlenmesine ve yarışma koşullarının hayvan sağlığı açısından yeniden değerlendirilmesine katkı sağlayabilir.

Araştırmacılar, at-binici fizyolojik ilişkisinin daha ayrıntılı anlaşılmasının hem geleneksel sporların sürdürülebilir biçimde korunmasına hem de insan ve hayvan sporcuların refahının geliştirilmesine yardımcı olabileceğini belirtiyor.

MANAS öncülüğünde uluslararası araştırma ekibi

The Effect of Victory and Defeat on the Correlations of Stress Parameters Between the Horse and Rider in Kök-Börü Equestrian Teams başlıklı çalışma Ali Rişvanlı, İsmail Şen, Kanat Canuzakov, Askarbek Tulobayev, Abuzer Taş, Ruslan Salykov, Nezahat Ceylan, Ünal Türkçapar, Ulanbek Alimov, Arina Kazakbayeva, Ayday Cunuşova, Nur Abdimnap Uulu, Burak Fatih Yuksel, Mert Turanli, Muhammed Uz, Metin Bayraktar ve Nuriddin Ruzikulov tarafından gerçekleştirildi.

Çalışmada Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Edebiyat Fakültesi ve Turizm Fakültesi araştırmacılarının yanı sıra Fırat Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Semerkant Devlet Veterinerlik, Hayvancılık ve Biyoteknoloji Üniversitesinden bilim insanları yer aldı.

Skor tabelasının ötesindeki mücadele

Kök Börü’de kazananı skor tabelası belirliyor. Fakat bilimsel veriler, müsabakanın at ve binicinin bedeninde çok daha karmaşık bir hikâye yazdığını gösteriyor.

Hormonlar, bağışıklık sistemi, kas metabolizması ve kan değerleri yoğun rekabet sırasında birlikte değişiyor, bazı ilişkiler galibiyet ve mağlubiyete göre farklılaşıyor. Araştırmanın en önemli katkısı ise bu karmaşık tabloyu ilk kez Kök Börü bağlamında sistematik biçimde görünür hale getirmesi.

Bu yönüyle çalışma, Türk dünyasının kadim sporlarından birini laboratuvar verileriyle geleceğe taşıyor ve yeni bir sorunun kapısını aralıyor:

Bir at ile binici, yalnızca birlikte hareket etmeyi mi öğreniyor; yoksa zaman içinde strese ve rekabete de birlikte yanıt veren fizyolojik bir ortaklık mı geliştiriyor? Bu sorunun kesin yanıtı için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Ancak MANAS araştırmacılarının çalışması, bu yeni bilimsel yolun önemli başlangıç noktalarından birini oluşturuyor.

    Sosyal medyada paylaşın